Sektöre dair bir deneme…

Ülkemizde parayı sermaye olarak yatırıma çevirmek yerine başkalarına (bankalara) vererek çok para kazanıldığı dönemlerde sigortacılık en gözde mesleklerden biri haline geldi! Öncelikle sigorta şirketleri mali kârların tadından, teknik kârlılığa vermeleri gereken önemi hep ertelediler. Hasarın ne önemi vardı ki, bu kadar paranın toplanıp daha çok paraya çevrildiği bir yerde…

Meşhur deyişle özetlemek gerekirse İmam-Cemaat ilişkisinde olduğu gibi acentelerin bir çoğu da bu yapıya kendilerini kaptırdılar ve müşterilerden alınan paraların sigorta şirketlerine geçene kadar ki sürede kazanılan paranın tadını çıkardılar doyasıya. Bu tadın farkına varan ve sigortacı olmaktan ziyade komisyoncu olmayı benimseyen sigorta acentelerinin sayısı hızla arttı. Sigorta Şirketleri de, acentelerde ve hatta müşterilerde hayatlarından çok memnundu…

Fakat gün oldu, devran döndü ve artık paranın durduğu yerde (zamanda) para kazandırdığı günler, yerini reel yatırımlarla kazandıran günlere bıraktı. Tabi sigorta sektörünün yatırımı deneyim ve uzmanlık olduğu için bu dönüşüm şirketleri yavaş yavaş kendine getirmeye başladı. Rafa kaldırılan teknik kâr hesapları yeniden gündeme gelmeye başladı. Bu dönüşüm süreci bir çok şirket Ceo ve üst düzey yöneticisinin kellesini alırken acentelerde kan çok daha fazla aktı. Finansal dönüşümünü değiştirmeye gücü yetebilen acenteler, bu dönüşümde ayakta kalamayan acentelerin müşterilerini de bünyelerine katarak yaşama tutundular.

Gerçek müşteri rekabeti, sigorta şirketlerinin (yasal düzenlemelerin yetersizliğinde etkisiyle) teknik kârı yüksek ürünler başta olmak üzere içeriye para akışı sağlayacak cazip komisyon oranlarıyla sektörde yeni bir bahar dönemini getirdi. Bunun yanı sıra özellikle zorunlu sigortaların serbest tarifeden fiyatlandırılması ile artan prim tutarları bu acentelerin müşteri sayısını arttırmadan nasıl büyüdüklerinin yanılgısında sarhoş olmalarına sebep oldu. Tabi bu arada kendini satış aşamasında sevimli göstermek için bu rekabette şuursuzca müşteri kapma yarışına giren “şövalye” şirketlerin acenteleri bu sarhoşluğa çok daha fazla kapıldılar. Bu rüyaya kendini kaptıran acentelerin durumunu da gördük ve görmeye devam ediyoruz…

Şimdi ki tehdit ise sigortacılığın, bir çok sektörü de tehdit eden dijital dönüşüm karşısında dayanıp dayanamayacağı… Bunu da zaman bize gösterecek ama bu konuda ki fikirlerimi ayrı bir yazımda paylaşacağım.

Sonuç olarak özetlemek gerekirse, bu ülke de levhaya kayıtlı acente sayısı 15.000 rakamının üzerinde ve büyük ya da küçük hangi acenteye dokunsanız şikayet ve serzeniş dinliyorsunuz. Açıkçası Perspektif Sigorta olarak biz bu mücadelenin bize güç katacağını düşünüyor ve sektörün handikaplarını doğru çözümler, değişime göre dönüşüm sağlayarak sektörde uzun soluklu ve kalıcı bir marka olmayı hedefliyoruz.

Ünlü siyasetçi Muharrem İnce, geçtiğimiz yıllarda katıldığı bir tartışma programında (kendisine ait olup olmadığını bilmediğim) çok güzel bir cümle kurmuştu:

“Değişimin arkasında kalırsanız sürüklenirsiniz, değişimin ortasında olursanız izlersiniz, değişimin önünde yer alırsanız lider olursunuz ama değişimin karşısında durursanız ezilir, yok olursunuz”

Perspektif Sigorta olarak bunu ilke edindik ve kendimizi her yeni güne ilk günün heyecanı ile başlıyor sürekli kendimizi güncellemeye çalışıyoruz. Müşterilerimiz ise bu değerin temelini oluşturuyorlar…

Gökhan KORUYUCU

Reklamlar